YOL

                                              YOL

                  Hayatın kendisi bir yoldur.Bu yolda irili ufaklı taşlar çıkar karşımıza.Bu yolculuk dikenlidir.Dikeni bazen kendimiz çıkarırız bazen de bir başkasının çıkarmasını bekleriz.Yol en yapamam dediğin anda karşına en tehlikeli olayları çıkartabilir.Bu yolda olmak keyiflidir.Yolun başı da belli değildir ,sonu da belli değildir.Bu  yola çıkmamızın amacı genelde neden var olduğumuz ve bu dünyaya neden geldiğimiz sorularının cevaplarını bulmaktır.Bu yolda karşımıza çıkan çoğu kişi bizim için hayatta ya öğretmendir ya öğrencidir.Saydam olarak çıktığımız yolda değişik duraklar ve almamız gereken dersler vardır.Dur durak bilmeden gittiğimiz uzun yolda önemli olan dinlenmek, demlenmektir. Aynı yolda olmayı seçen insanlar çeşitli vesilelerle hayatın belli yerlerinde farklı zamanlarda karşılaşırlar.Egzersiz yapıyoruz her gün.Her yaptığımız beyin egzersizi bizi doğru yola götürmeyebilir.Aynı yolda olsak da hepimizin yolda aldığı çıktılar farklıdır.Bu çıktılarla sahip olduğumuz farkındalık düzeyine göre değişik yollar seçiyoruz.Hayat seçimlerimizden oluşan yol haritalarıdır.Bu haritanın coğrafyasında yaşadığımız meteorolojik duygular bizi sağıltıyor. İletişim,neden burada olduğumuz bilmek,neden zorlandığımızı bilmek bizi hayatta gideceğimizin yönüne doğru yol aldırır.


Bitip tükenmez yollar ve durmaksızın yol alan yolcular
                     Herkes kendi rüzgarına doğru yol alıyor.Kimi yeteneklerinin peşine düşüyor,kimi hayallerinin,kimi sahip olduklarını arttırmaya çalışıyor,kimi de kimsesizliğin verdiği çaresizlikle kim olduğunu arayarak yolda yürümeye devam ediyor.Eskiden dergahlar,halvetler,sohbetler,ibadetler vs. çok çeşitli insanların bir arada olmasını sağlayan yollar vardı.Şimdi ise teknoloji çağındayız ve bilgi çok çabuk elde ediliyor ve çok çabuk da değişiyor.Şimdi 4 yılda bir bilgi değişiyor.Eskiden bilgiler zor elde ediliyordu ve 100 yıl gibi sürelerde değişiyordu.Tarih tekerrür eder.Ortalama 100 yılda bir tarih yeniden yaşanıyor.Biz bu yaşantıların ne kadar farkındayız? Yolda olmak güzel.Yolun nerede yada nereye gittiğinin çok önemi yok.Teknoloji çağındayız ve ifade özgürlüğü var.Tutunabilmek ve yayılabilmek için herkes istediği bir yolu seçiyor ve devam ediyor.Ama burada elde ettiğimiz sonuç mu önemli yoksa sebep mi önemli? Yani toplum olarak nitelik değil de niceliğe bakıyoruz.Çıktığımız yol sanat ise orada aldığımız reyting doyum seviyemizi belirliyor.Bu yolda başarı ya da başarısızlık söz konusu değildir.Bu yolda olmak gayret önemlidir.

                  Yol iki çeşit dışarıyı keşfetmek için mi çıktık,yoksa içimizdeki bilinmeyeni keşfetmek için mi yoldayız?Eğer içeriyi keşif için çıktıysak bu yolda karşımıza çıkan kişilerde aldığımız feyzdir,bunun devamı fezadır yani sonsuzluktur.Ama dışsal arayış ise oturduğumuz sofrada aldığımız hazdır bunun fazlası hazımsızlıktır.Ama mana sofrasında doğan bilinçten oluşan muhabbettir.Sohbet ile muhabbet farklıdır.Muhabbet Muhammedi bilinçten doğar.Aşk sofrasıdır,Sözler gönülden dökülür ve sözler sırlanır.Kalbinin pası silinir,kalp gözün açılır ve çevrendeki her şey kalp aynanda kendini görür.Mevlana ne demiş 'Sen çekil aradan görünsün yaradan.'Bu yolculukta krizler vardır,acziyet vardır,yokluk vardır,sırlar vardır.En önemli riyazet yokluktur.Önce yok olmalısın,ateşte yandıkça susamalısın aşka,en aciz anında aldığın icazettir yol.

              Hepimizin yolunda bilinçli ve bilinçsiz olarak iki yol vardır karşımızda.Bu yolda hangisine gideceğimizi keşkelerimiz yanıltabilir bizi.Ne zaman olursa olsun yolda aradığımız ışık her an idrak ile tahkiki iman ile karşımıza çıkabilir.Bir şeyi kalpten istemek çok önemlidir.Taklidi imanda olanların yolu belli kalıplardan ibarettir,kesin yargılar ve çizgiler vardır.Emin olmasa da eminmiş gibi yaşanan inançlar vardır.Tahkiki iman ise tüm duyuları kullanarak çıkılan hakikatin yolculuğudur.Gittiğimiz yolda algıladığımız duyuların sayısı ne kadar çoksa o kadar etkili ve çabuk olur yoldaki süreç.İnsanın aradığı yolda açığa çıkan enerjinin süresi 17 saniyedir.Bir dakikada 20 kez dikkatimiz dağılıyor.Pür net odaklanmak insana etkisini artırır.Hayatımızda bu yolda bizi niyetimize götürecek tüm yan sonuçlar bizi hayalimize ulaştırır. Her şey zamanı gelince oluyor.Etrafımızda hayal ürünü olmayan hiç bir şey yoktur.Bu yolda hayal etmediğimiz hiç bir şey ile karşılaşmayız.Biz bir robot gibi değil de kendi seçimlerimizle içimizdeki sınırsız yolları sınırlandırmış oluruz.Artık bu yolda öyle şeyler ile karşılaşırız ki yol hiç bitmesin isteriz.Bu yolda altta üstte olmak diye bir şey yok.Eş zamanlılık ve zinciri tamamlama var.Yolun ne kadar yalın ise kısır döngüden çıkmıştır insan.Yolda depoladığımız bu güzel yaşanmışlıklar tekamülümüzdeki tefekkür lezzeti olarak hep hayatımızda kalsın isteriz.İnsan arada bir kimlik değiştirmeli.Hep aynı kimlikle bu yolda tat alınmaz.7tane renk olduğu gibi çeşitlilik de bu yolda  insanı bütüne daha rahat götürür.


              Yolda olmak mı yolda kalmak mı hangisi daha mutlu eder insanı?Yolun kendisinde olunca vecd makamına vardıysan eğer artık tüm sesleri duyarsın,tüm kokuları hissedersin.Kapalı kapılar kendiliğinden açılır artık.Yolun adı yoktur,tadı gaybdan gelir.İçi feyiz dolu zaman kavramından uzak yaşatır insana hayatı.Mantık,akıl geride kalmıştır.Sen o anın yolcusu olarak yıldızlara bakarak yaldızlarsın yüreğini.Açılır tüm yollar,kapalı kalplere ses olursun.Artık yüreğinin kapıları açılır,büyüyen yalnızlıklar son bulur.Bağımlılıklar biter bu yolda.Gönül yolcuları ve feyiz manzaralarıdır.Kendimizi dezenfekte ederiz bu yolda.Duygusal açlık hissetmeyiz.Ayrılık gayrılık biter.Artık damla aradığı gurbete okyanusuna kavuşur bu yolda.Her yer misk kokulu olur.Hayatımızda yalan biter tüm gerçeklik gözümüzün önüne serilir.Artık lütfun da hoş kahrın da deriz.Tüm her şeyin yaradandan ve hayrımıza olduğumuzu biliriz.

             Uzun seyahatler insanı kısa devreli hayatlardan kurtarır.Akan su pislik tutmaz.Her an hareket halinde olan iradeyle yaşamak insanı hayatla daha iyi cezbeder.Bu hayatın yolculuğu keyiflidir,ister havada git,ister karada ister denizde...Nasıl gittiğin değil gitmek önemli.Dalga gibiyiz hepimiz.İnsan  o dalganın enerjisidir.Bu dünyadan hepimiz bir hakikat ile geçiyoruz.Anlam vermeye çalışıyoruz bedene.Dalga sadece su değildir.Bu aklın göze sıkışması sendromudur.Yolda giderken gerçeklikle ilgili konuşurken 10 kez düşünmeli bir yargı için ise 1000 kez düşünmelidir.Bizim insanlığımızın en büyük sorunu bilmediğini biliyor sanmasıdır.Verdiğimiz kararlar geleceği aralar.O yüzden emin olmayınca mümin olunmaz.Emin olmadığımız yolda durmamalıyız,farkettiğimiz anda hemen şeriti değiştirmeliyiz.Yolda olmak kararlı olmayı gerektirir.Aradığın yolda neyin yolcususun hangi ilmi arıyorsun?İlim aramak insanın kendini aramasıdır.Hakikatine giden yolu emin olarak kendi adımlarıyla keşfidir.Kararsız olduğu bu süreçte tüm kararlara açıktır.Her şey tez ve anti teziyle birlikte yol alır bu süreçte.Bu yolda rolünü arayan ,kendini hakikat akışına bırakan yolcu şanslıdır ve her durak kervan olur  onun için.İki balıktan biri  diğerine sormuş:deniz nerede diye o da bilmiyorum demiş.Sonra başka bir bilge balığa sormuşlar:o da demiş ki:'Her yer deniz.'Yani biz de okuyarak dokuyarak önce kendi içimizdeki elması ve hevesi bulsak kendi icadımızı yapmış oluruz.İnsanın hayatında 0-6 yaş çok önemli,hayatı bu yaşlarda yaşanılıyor,yazılıyor.Bu yüzden içimizdeki çocuğun dergahını hiç üzmeden bu çocuğu mutlu eden yollarda olmalıyız.Boş bir zihni meşgul etmek şeytanın film odasıdır.Okuma ,spor bağımlısı olmalıdır.Beyni aktif tutmanın en güzel yolu sürekli ilim uğruna okumaktır.  

       Hayatta ekolojik sistemde 10 milyondan fazla tür vardır.Karıncaları inceleyecek olursak hepsi bir birinin arkasından yolu takip ederler.Bir tür giderken feromon adında hormon salgılar,bu hormonun kokusunu diğer karıncalar takip eder ve hepsi bir yere doğru yol alarak yuva yaparlar.Bu karıncalar arasında yoldan sapanlar olur.Bunların amacı da doğada yeni yerler keşfetmektir.Yani doğada anlamsız hiç bir şey yoktur.Aynı ilişki insanlık arasında da mevcuttur.Canlıların yaşamasını sağlayan çeşitliliktir.Biz toplum olarak kendimize bir ortalama belirliyoruz onlara normal diğerlerine anormal diyoruz.Otizm,şizofren, bipolar, borderline gibi rahatsızlıkları olanlara anormal ,deli gözüyle bakıyoruz.Oysa ki bu tarz rahatsızlığı olan insanların çoğu toplumda ya sanata yönelir ya bilime yönelir ya da farklı bir alanda buluş yapıp bir şey üreterek kendini ispat etmek ister.Ortalama sınırda yaşamaz ,sınırlarını zorlayarak yaşar.Aynı durum okullarda da geçerli.Çocuk 40 dakika sınıfta oturmuyor diye hiper aktif ilan edip çocuğa küçük yaşta ilaç vermeye başlıyoruz.Yargılamaya toplum olarak çok müsaitiz.Biyoloji,kşmya gibi dalları okumadan psikolojik olarak neden ve sonuçları bilmeden direk dışlıyoruz.Bunun yerine tanımaya çalışsak sonuç odaklı değil de sebep odaklı araştırmalar yapsak daha bilinçli daha mutlu bir toplum oluruz.Batı ülkeleri bu konularda bize göre daha rahat ne olduklarını dile getiriyorlar.Sanatçıların çoğu rahatlıkla 'ben bipolarım'gibi ne rahatsızlığı varsa onu söyleyebiliyor.Nasıl kirlenmeden temizlik olmazsa bir şey üretmeden önce de insan tükeniyor,tükenmişlik sendromunda kalmayıp kendi sınırlarını zorluyor bu tarz insanlar.O yüzden toplumumuzda ne kadar çok insan varsa o kadar gidilen yol vardır.Yollarından ötürü insanları yargılamamalıyız.Bu tarz insanlar vücudundaki seratonin eksikliğini kendi adına insanlık adına bir şey üreterek yapıyorlar.Aynı durum şu an toplumumuzda çok tartışılan eş cinsellik için de geçerli.Doğada ekolojik sistemde 150 çeşitten fazla canlı eş cinsel olabiliyor.Zaten her cenin anne karnına ilk olarak düştüğünde hermafrodit oluyor.Sonra doğumdan sonra hangi cinsiyet ağırlık basarsa onu yaşamalıdır.Bu gayet normal bir davranış olmalı iken toplum bu tarz insanları hemen yargılıyor.Dini açıdan farklı değerlendiriyorlar.Her peygamber bir önceki ulusa uyarıcı olarak gelmiştir.İlk önce reddedilir,sonra kavimi ile birlikte senkronize olur.Lut kavmi de bu şekilde helak olmuştur.Kuran-ı Kerimi tam olarak okursak hiç bir konuda yanılmayız ve yargılamayız.Bunlar din konusudur ilahiyat değil.Herkesin gittiği yol kendi dinidir.Din gidilen yol demek.Bunun için isimlerin de çok önemi yoktur.Tüm yollar Allah'a çıkar.Tek gerçek budur.  

             Yola çıkan gönüllüdür,seyyahtır.Yolda dem arar,nem arar.Dem farsçada nefes demektir.Nefesin kesilene kadar yol alırsın.Hayat aldığımız nefeslerin değil nefes kesen anlarımızın toplamından oluşur.Yola çıkan gönüllü seyyah göçmen kuşlar gibi kalbinin özgür kalacağı anı arar.Bu yolda yanmak var ama isyan yok.Yana ateşe sorarlar mı niye yanıyorsun diye?Yola çıkan da kendini arıyordur.Gönlündeki yanan ateşi söndürecek nefesi arıyordur.Eksik yanını tamamlamak gibi.Yolda giden gönüllü yolculukta sönmez.Yıldız gibi parlar.Kalbini açmadan suskunluğunla keşif halindedir.Hal elbisesi giyer.Harici tüm libaslardan arınır.Gönül hicretindeki manayla karnını doyurur.Gönül sesini duyan kişi gönüldaştır.Gönüldaşın sesei nefesi olur yolculuğunda.Hakikat eşiğine yaklaşınca birlik olur,hiçlik olur,heplik olur.Artık burda niyaz vardır,naz vardır.Sevgili sevgisine kavuşmuştur.Öz yurduna kavuşunca özgür olur,asıl aranan özgürlüğü bulur.Özdeki hiçlikte kaybolur.Yaşadığı gönül senfonisinin müziği her yerde onun için çalar.Sevgi yoludur bu,hazindir,hüzündür ama en sonu huzura zuhur eden bir yoldur.

      

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SEMBOLLER,SAYILAR VE HARFLER

KENDİNİ TANIMA SANATI

ÖZDEĞİŞİM