YALNIZLIK ve KORKULAR BİLİNÇ ile NASIL AŞILIR?

                                YALNIZLIK ve KORKULAR BİLİNÇ ile NASIL AŞILIR?
                           
                            Her insanın doğduktan sonra kazandığı alışkanlıklar vardır.Bunlar belli nedenlerden sonra korkuya dönüşür.Yalnızlık da çoğu insanın sahip  olduğu en büyük korkulardan biridir.Taşı bile yosun sarar diye bir söz var.Hepimiz hayatın belli evrelerinden geçerken bir takım engel sandığımız sorunlarla karşılaşırız.Aslında bunlar bizim gelişimimiz için karşımıza çıkan dürtülerdir.Ama biz bilmediğimiz için neden ben niye benim başıma geldi deriz.Oysa ki o gibi durumu yaşayan sadece biz değilizdir.İnsanın mayasında inkar etmek  daha kolay duygudur,kabullenmek direniş gibi gelir.Aslında tam tersidir inkar isyan etmesek kabul noktasından baksak hayatımız daha kolaylaşır.Akışkan zeminde hareket eder.Böyle düşünmemizi engelleyen zihnimizde kurduğumuz tuğlayı arasına beton koyarak örülü duvar haline getiririz.Bir türlü kabul noktasından bakamayız.Aynı şeylerden vereceğimiz cevap evrensel yasalara Kuran ayetlerine uygun olmadığı sürece hep aynı şekilde tekrar eder hayatımızda.Bunu çözmeye başladığımızda kabul olunca kalıplar kırılır ve betonlar kendiliğinden erimeye başlar.
                           
                            Zihnimizde kurduğumuz bu duvar bizim beden-ruh dengemizi bozar ve bölünmüşlük duygusuyla hep ait olma sorusu sordurur. Bütüncül olsak yani ayrılık gayrılık olmadığını bilsek o zaman evriliriz, evrenle bir olduğumuzu hissetmeye başlarız.Yalnızlık bizim sonradan öğrendiğimiz bir duygu olduğunu anlarız.Bu varoluşumuzun getirdiği en büyük soruya cevabımızı özden verirsek gerçekte yalnız olmadığımızı biliriz.Ayette der ki'Kulum beni hangi zan ile görürse ben onu o zan ile görürüm'.Aslında Sürekli yaradan bizimledir. Yani hiç bir an yalnız değiliz.O içimizde ve her an aldığımız nefesin içindedir.
                 
                            Sahip olduklarımızı paylaştığımız ölçüde yalnızlığımız azalır. Paylaşım çok önemli.Çünkü hepimiz aynı paydada birleşen özneleriz. Nesnelere tutunmanın anlamı yok. Hepliği hiç noktasında yaşarsak yalnızlığımız yok olur. Hayatımızın her aşamasında bizler gurbetteyiz,kiracıyız.Hiç bir şeyin sahibi değiliz.O yüzden aldığımız nefese odaklanarak yaşarsak yalnızlık duygumuz yok olur. Putlarımız kırılır.Mekandan ve zamandan bağımsız sarhoş mutluluğunda aynı özde kavuşuruz,buluşuruz.Hepimiz aynı okyanusa açılan birer ada parçasıyız.Bu yüzden yalnız değiliz.Okyanusun okuyan usları yani anlamlandıran akılları olursak her anımızda yalnız olmadığımızı hissederiz.Bunun için köklü olmamız özümüzde güven içinde olmamız gerekir.Nazım Hikmet'in dediği gibi'Bir ağaç gibi tek ve hür;Bir orman gibi kardeşçesine yaşamalıyız.'
                       
                        Yalnızlık bir limandır,kıyıdır, rıhtımdır. Kendini bütünden ayrı görmektir.Aynı özneden geldik neyin davasına takılalım ki.Hepimiz Adem olmak için geldik.Yani cinsiyet kavramı sadece dualitenin sonucudur;her şey zıttıyla kaimdir.Ama asıl olan hepimiz adam olmak için insan olmak için geldik bu dünyaya.Diğer 10 milyon tür kendiyle barış içinde yaşarken insanlık türü neden kendi arasında barış sağlayamaz.Sınırlı hayatta sınırsız sorunlar yaşar insan.İçimizdeki sınırsız gücü bulursak bu bölünmüşlük duygusundan yalnızlık handikapından o zaman kurtuluruz.
                     
                            İçimizde iyileşme gücü yalnız kalınca ortaya çıkar.Dua,meditasyon ,ibadet ne kadar yalnız yapılırsa o kadar kabul olur.Demek ki yalnızlıkla çözebileceğimiz her türlü sorun vardır.O yüzden yalnızlık bizim lehimize olan bir duyguya verilen isimdir aslında.
                   
                          Kendini dinleyip arayıştı bırakan kişinin yüreğinde çölleşme olmaz. Her yerden sevgi akar nasip akar oluş akar.Akışın kendi olur insan.Bu noktaya gelmeden önce doygun bir çözelti olmuştur insan.Artık içinde çözecek maddeye ihtiyacı yoktur.Gelen her madde çöker dibinde kristal olur.Arayış biterse türeyiş başlar.Gözlem biter ve özlem başlar.Gözlemci ve gözlenen buluştuğu anda yalnızlık yok olur kendiliğinden kaybolur.Göstermelik yaşamayı bırakırsın.Acemi bekleyişler bitmiştir.ego gitmiştir,yerini üst bilinç kavramı olan fedakarlık özveri gibi  duygular doldurmuştur.Ortamı belirleyen rengi sabit olur ,beyaz olur.Her şeyi şeffaf görür o zaman insan.Su gibi olur rengi,tadı,kokusu olmaz yalnızlığı aşan insanın. Meditatif olur tavan ve dip duygulardan uzaklaşır. Tamamıyla kendiyle yarışır,rekabet alanı yok olur.Yani kamil insan olma yolunda ilerlemeye başlar.Sessizleşir,derinleşir,demlenir ama dertlenmez.
                     
                          Yalnız olma duygusundan kurtulan insan kuş gibi olur,hafifler,özgür olur.Kanatsız uçmaya başlar .Ruhundaki dinginlikle arınmış olarak sadeleşir. Kabuğuna çekileceği zamanı da bilir,toplumla bir olacağı zamanı da bilir.Yani duygularını artık eş zamanlı olarak yönetmeye başlar.Kaderci anlayıştan çıkar,toplumsal evrensel düzeyde kuran yasalarıyla düşünür ve yaşar.Kendine uzak olanı da bilir tuzak olanı da görür.Yalnızlıktan kurtulan madde ve mana alemini dengeler sema aleminde görür her şeyi.Realite olarak fikir çatışmasından kurtulur ve tüme varımsal fikirler birliğini oluşturur dünyasında.Fanatik duyguları olmaz sahtecilik ve yalan realiteleri olmaz.
                   
                            Her yerden gelecek seslere açık  olur yalnız olmadığını bilen insan.Semavi olur yani her şeyi işiten olur.Zaten bizim dinimizde semavi dinle arasındadır.Teslimiyet gerektirir,şefkatli olur.Şefkat yorgunluğunu ve yoğunluğunu dengeler.Çünkü diğer kişinin neye ihtiyacını olduğunu bilmek lazım Her şey hayır üzere işlese de şöyle bir ayet vardır:'Sizin hayır bildiklerinizde şer;şer bildiklerinizde hayır vardır.Siz bilemezsiniz Allah bilir.'O yüzden fikirsel anlamda yalnız olduğunu gerçekten bildiğimiz kişilere yardımcı olmalıyız.O acizlik çaresizlik yalnızlık duygularının yaşandığı kurumlara karşı duyarlı olmalıyız.Kimsesizler yuvada,yalnızlar huzur evinde,çaresizler hastanede yaşarken bu kurumlarda yaşayan insanlara duyarlı olmalıyız.Elimizden gelen ne varsa o şekilde ziyaret ya da yardım şeklinde faaliyetlerde bulunmalıyız.Bizim başımıza da gelebilirdi bu duygular.O yüzden evren olarak bütünken kendimizi ayrı bir dünyada yaşadığımız hapishaneden ancak bu şekilde faaliyetlerde bulunarak da kurtulabiliriz.
                   
                     
                          Kendi başına kaldığında sıkılan kişi acaba çevresinde bulununca yanındakilere verdiği rahatsızlık ne kadar olur?Bunu düşünmeli insan.Hepimiz önce kendimizden sorumluyuz.O yüzden kendimizi çevreden gerekince ideal boşlukla gerekince de birlikte yaşayarak yalnızlık dürtüsünden kurtulabiliriz.Yalnızlıktan kurtulmayı sosyal medyada zaman öldürerek geçirmemeliyiz.Yani sosyal medya bizi kullanmamalı.Biz sosyal medyayı kullanmalıyız.

                       İyi bir psikolojiye sahip olan kişi dengededir ve vücudunda rahatsızlık ,yalnızlık hissetmez.İnsan ne yaparsa yapsın kendine yapıyor.Yaradan bize şah damarından bile daha yakınken neyin yalnızlığını hissedelim ki!.Her şey bizden evrene dağılmalı.Şah damarımızı bilirsek neyin Şahını arayalım ki.Kendi şah damarımızdan geçen nefesi her an içimizde olduğu sürece hiç bir şeyin eksikliğini hissetmeyiz.Kendi gönlümüzün padişahı oluruz.

                       Kuranda Allah ,Rab,Tanrı, God ne dersen de o bütün isimlerden münezzehtir,tektir.  Tanrı yani yaratıcı her yerde her şeyde vardır.Evrende onun olmadığı hiç bir yer ve zaman yoktur.Tanrı insan algısında olan bir varlıktır.İçimizdeki tanrısal güce ulaşınca yani kozmik bilince ulaşınca devamında teslimiyet ,güven ve akış oluşur.Akıl veya zihin ile tanrısal güç anlaşılmaz.Tanrısal gücü anlamak kalp ile olur.Bilgi ile olmaz.Bilgi sonradan öğrendiğimiz bir şey değildir.O bizde hep var olan özdedir. Biz ne zaman üst bilinci kullanarak tanrısal güce ulaşırsak o zaman aydınlanma yaşamış oluruz.İnsanlık kulluk mertebesinde olur....Her şey evrenselse insan bilinçse evrende ve hiç bir şeyde ayrılık gayrılık yoktur.O yüzden her zaman biz der ayetlerde 'ben' kavramını kullanmaz.Tanrı,evren ve evrenler ayrı değildir.Bilincin uzay boyutundaki adı 'evren',zaman boyutundaki adı ise 'tanrı'dır.Uzay-dünya-zaman arasında her şey bilinçle olur.Işık ise ilahi olanın yazıldığı dildir.Eğer tek korkumuz ölmekse canımız O'na feda olsun.Korkularımız ortadan kalkınca tanrı ortaya çıkar.İster Allah deyin ister rab deyin her şey O'nu zikreder. Ölmeden önce ölmüş oluruz ,insan olma tabiatına kavuşmuş oluruz.Tanrı insan algısında olan bir varlıktır.İnsan ise hem bilinçtir,hem maddedir.Tanrı hem madde hem bilinçtir.Evrende onun olmadığı hiç bir şey yoktur.Tanrı kendisinin dışında bir şey yaratmaz.Tanrı dışında üstünde veya altında O'ndan başka hiç bir güç yoktur.Tanrı hem ezeli hem ebedidir.Doğmamıştır, doğrulmamıştır ve hiç bir şeye ihtiyacı yoktur, her şeyden münezzehtir.
       
                      Üst bilinç bizim sahip olduğumuz kozmik bilinçtir,yalnızken oluşan ve sadece ışığa ihtiyacımız olduğunu bildiğimiz konudur.Evrenin amacı var olan her şey üst kozmik bilince ulaşmaya çalışır.İblis belli bir tekamül sonucu oluşan üst bilinç varlığın meleke olma kapasitesine ulaşacakken dualite yani sorgulama sınavına tabi tutulan varlıktır.İblis iyi ya da kötü değildir.Bu ayrım yapmazsak sadece o vardır ve onun yansıması vardır. Dualite olmadan öğrenemeyiz,Kuranı Kerimde şöyle der 'eğer siz günah işlemeyen bir toplum olsaydınız yerinize günah işleyen bir toplum getirirdik'der.Yani sistemde gelişimimiz için iblise de gerek vardır.O yüzden iblis elbise olarak yani örtü olarak karşımıza çıkar.Neyin bu hayatta iblisimiz olduğunu anlarsak bu tekamül yolculuğundan kolay arınırız.
                       
                       Çevremize ne kadar destek verirsek özümüzdeki değerleri o kadar sanata dönüştürmüş oluruz. Bir fotoğraf bazen kaç bin kitap yerine geçer.Sanattan uzak kalmadan yaşamalıyız. 'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir'der M.Kemal Atatürk.Aynı zamanda ne demiş Yurtta sulh,cihanda sulh 'demiş.Yani bir insan önce kendi içinde barışı sağla sonra tüm evrende barışı sağlamış olursun.Ülkemizdeki insanlarla bütün olursak tüm dünya ile kucaklaşmış oluruz.İçimizdeki mücevher taşları bulalım,ne kadar ortak değerlerimiz var.Bu kadar güzel manevi miraslarımız varken kendi küçük denizimizde neden boğuluyoruz? İçimizdeki ışığı görelim.Karanlık güçlere yenilmeyelim.Her şeyin bizde gizli olduğunu bilelim.Yani bireysellikten çıkalım millet duygusu ile kurtuluşumuzun birlik duygusu olduğunu bilelim.

                        Yalnızlık ve korkular benlikten vazgeçmeyle aşılır.Benlikten vazgeçersek içimizdeki egodan kurtulursak korkularımız yok olur.Benlik  giderse bilinç gelir,bilinç gelirse korkular gider.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SEMBOLLER,SAYILAR VE HARFLER

KENDİNİ TANIMA SANATI

ÖZDEĞİŞİM