Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÇAREM

Sen çarem Sen biçarem Sen harem Sen her bulduğumda Kaybettiğimsin Sen parem Sen tanem Sen bitanem Her sevdiğimde Yokolduğumsun

SEVDACAN ve UMUTCAN

Bir adın Sevdacandı,diğer adın Umutcan En sonuncusu da Kurşuncandı Önce aldı sevdan beni benden Kaldı adın Umutcan oldu Sonra aldı umudun beni benden Kaldı adın Kurşuncan oldu Sevdacan,Umutcan ve Kurşuncan Hep iç içe ama hep ayrı yerdeydi Bir olsa yanacaklardı Ayrı olsa kanayacaklardı Ama tutsaktılar,kısraktılar,yasaktılar Tek istekleri ölümüne özgürlüktü İlk adı sevda ikincisi umut ve sonuncusu kurşun olan Kurşun sustu Kuşun kanadına yazılıydı Kuş kurşun,nun olmuştu rab aşkından Aşkın arş boyutunda yanarken Ben de sana uçurum gibi yarlardan uçarken Bir adım daha gelsem yanacaktım Arada sen vardın Çünkü orada cemre vardı Orada hakka rücu vardı Çünkü orda tüm gözünden dökülen yaşın İbadeti vardı Çünkü orada tüm bedeninden dökülen terin Bereketi vardı, Bereketin şehadeti vardı...

NEFESİM

Sen aldığım en hızlı nefesim Önce sesim sonra nefesim Sessiz nefesim Nefessiz sesimsin Nefes olmadan sessizliğim Nefis olmadan nefesimsin Yani sen benim Bedenimin nefsi Ruhumun eşsiz nefesisisn

AKŞAM YILDIZI

Akşam olur kuşlar arar yuvayı Devran olanlar kalır havada Yar perdede ben yine ötede Adım adım atar geçer neylerim Sen varsın herşey var Yokluğunda inan bana her yer dar Püskül püskül örer yuvayı saçlar İçer içer döşerim bu yolları Akşamın karanlığı yıldızı deler İçimdeki korlar pervane eyler Sen beni ben seni araraken Saat aynı yerde durur

ÖZLEM

Seven özler,sevemeyen gözler Sevip te sevilmeyen Aşkı çözer,gurur örer Hayatı körelir Hayat tatlıdır,sevenler kanatlıdır Aşk ne yenilir ne içilir Aşk bir gecenin karanlığına Gündüzün sessizliğine teslim olmaktır

HAYATTI

Hayattı geçti bitti Gençlikti geçti gitti Senin olmayan bu duygular Beni benden alıp gitti Neredeysem olamadım orada Kaldım iki arada bir darda Ne geçmiş anladı,ne gelecek sardı Sardım çocukluğumun yarasını

HASRET KOZASI

Akan bir nehir gibidir hayat İçi hayat dışı bayat Senkronize olamayan duygular Bir yastığa başkoymak istiyorlar Nafile işlerden Yola çıkan kafileler Peşine düşen işaretler Ve sonu gelmeyen hasretler başlar İlahi sesindeki ezana Sevgi nefesindeki kozana Aşk ilindeki dozuna Doydu gençliğim Göremedi güzelini Hasret kozasına döndü Genç yaşta yüreğim

RÜYAM

En gerçek rüyamdın Vazgeçmeyecek gayemdin Fırtınalar esince Kaldın bende sessizce Büyük sevdamdın Sıcacık yuvamdın Şimdi el oldun Geçen bir yel oldun Duygularım taşkındı Sana karşı aşkındı Sevgim tazeydi, Sana karşı aşkındı Biz olamadık ey sevgili Şimdi sensizlik dolu Sessizlik dolu Benle dolu olan sessizlik...

AŞK

Kasımda kasılmadır aşk Aralıkta aralanmadır aşk Ve aşktaki Meşktir başak Dünyada aşkımdın Rüyada şarkımdın Artık nakaratımsın Büyülendiğim gerçeksin Aşkının sarhoşuyum Gecenin nahoşuyum Sesindeki hiç geçmeyen Büyük boşluğum...

HAYALLERİM OLMASA

Yaşayabilir miyim hayatta, Hayallerim olmasa Son buldurabilir miyim tutsaklığıma Hayallerim olmasa Bu sabırla hayat sürdürebilir miyim Gerçekleri görüp hayata uygulamayı Bu dünyada her şeye bağlanmamı sağlamak Hayallerim olmasa mümkün mü

SOR

Sor bana yalnızlığımı Sor bana özgürlüğümü Sor nbana mutsuzluğumu Sor ki öğren btmeyen ızdırabımı Odamdı,kitaplarımdı,gençliğimdi Bunca ızdıraptan beni alıp götüren Gece yarılarına kadar Bu yitirmiş halimden bir şeyler bulma duygusu

ÇARE OL

Yatakta ölümcül olsan da Ses ver dünyaya,selam ver kuşlara İlgilen doğanla Ölsen de sonunda Hapis olsan da parmaklıklarda Haberdar ol kardeşlerinden Çalış kurtarmak için Bu sürgün ve mücadeleden Bir çölde yalnız olsan da İlgi kur dostlarınla Böylece kavuşursun özgürlüğüne Ve anlarsın onların halinden Eğlen,gez,gör ki herşeyi Herşeyin bir bilgini ol Ve bunları değerlendirerek Vatanına emanetçi ol Hikmetleri öğren,ilimleri izle Zalimlerden ders al,alimleri anla Anla ki adaleti haksızlığı Ve başkoy ezilmeye Esirlikten kurtul ki esareti söndür Hürriyeti değerlendir Uzaydaki boşluklar gibi Hayatında boş olma ,Çare ol...

YOLCU

Sendeki gül Bende kül oldu Sendeki gün Bende kün oldu Yaradan geldi Yaralar ondan geldi Geldi üst üste Geldi geldi Senden gelen bana geldi Benden giden hep yolcuyla Artık tüm yolcular Sende hapis kaldı

YAĞMUR

Niye yağıyorsun yağmur İçimdeki ızdırabı durdur Yağ da Tuzu ol yüreğimin Gelsen de yağsan da Açacak tomurcuk olsan da Gülsen de sevsen de Her şey sende gülecek Yağsan da yağmasan da Kalpteki sızıya kansan da İçimdeki yarayı Ancak yağmur sardırır

AKŞAM YILDIZI

Akşam olur kuşlar arar yuvayı; Devran olanlar kalır havada Yar uykuda ben yine pencerede Adım adım atar geçer neylerim Sen varsın her şey var Yokluğunda inan bana her yer dar Püskül püskül örer yuvayı saçlar İçer geçer döşerim bu yolları Akşamın karanlığı yıldızı deler İçimdeki korlar pervane eyler Sen beni ben seni ararken Saat aynı yerde durar...

ÖZÜMDEKİ SEN

Kanımdaki canımda Canımdaki sevginde Her anım Senden kalan gizemde Gizlisin özümdesin Şarkıların sözündesin Öyle güzelsin ki Hayalden öte gözümdesin İlk cemrenin düştüğü Gönlümün düşlediği Kalbimin üşüdüğü Aklıma düşen cennetimsin Hakkını bilemedim Kıymetlim diyemedim Her anım ı ben Hep seninle diledim

RÜYAM

En gerçek rüyamdın Vazgeçmeyecek gayemdin Fırtınalar esince Kaldın sessizce Büyük sevdamdın Sıcacık yuvamdın Şimdi el oldun Geçen bir yel oldun Duygularım taşkındı Sana karşı aşkındı Sevgin coşkundu Aşkım sana karşındı

KASIMDA AŞK

Kasımda kasılmadır aşk Aralıkta aralanmadır Ve aşktaki Meşakattir şefk... Dünyada aşkımdın Rüyada şarkımdın Artık nakaratımsın Büyülendiğim gerçeksin Aşkının sarhoşuyum Gecenin nahoşuyum Sesindeki boşluğum Hiç geçmeyecek sarhoşluğumsun

OLDUKÇA

Hayatın anahtarı sihirse Bunun sırrı gözlerinde ise Bir bakış ile kilit açılırsa Budur doyumsuz sevgi kuşağı Sevgiyi sana sundukça Sana doğru sevgi ekdikçe En derin hayatı umdukça Yaşam kaynağını buldukça Maziyi senden sildikçe Sevgi pınarım sen oldukça Azim anahtarım oldukça Nadide bir ömürsün...

ŞAFAK TÜRKÜSÜ

Adını şafağa yazdım Gün doğumuna kazdım Seni aradım durdum Yarimi yazımda buldum Gülüşünü özledim Gözlerini aradım Baktığım her şeyde Parçan vardı ey sevgili Sen tomurcuk idin Yanamayan köz idin Kıvırcıktı saçların Kahve tadıydı gözlerin Seni dağlara yazdım Balık ağlarında aradım Kördüğüm oldu gözlerim Hayalimde özlemin...

AĞLAMAK İÇİN

Ağlamak için gözlerden yaş mı akmalı Dudaklar gülerken kalpler ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı Çirkin yüzlere kalp bağlanamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı Tomurcuk gülü dalında solamaz mı? Öldürmek için hançer mi kullanmalı Gülüşle silah bakışlar hançer olamaz mı?

Sonsuz Sevgi

Sevmelerin adı sonsuzluk Sonsuzluğun tadı onsuzluk Ne sona kal ne ona kal Ortada yandığın aşka dal Her şey seninle başlar Emeğini gözyaşına saklar Bir başlarsın bir saklarsın Sır sevgini tadarsın içinde Yürek savaşı mı Onur savaşı mı Bilemezsin savaş mı Neylersin savaşı,gözyaşını Direnemezsin yarına Dayanamazsın geride kalan yanına Bir dalar bir ararsın Sevdiğin günlere yanarsın Ne yanına alabilirsin Ne yarına kalabilirsin Her şey boş,geçmiş hoş Hayallerle sarhoş olabilirsin

BİR EYLÜL MESELESİ

Hayatta sayılı günlerden biriydi.Eylülün sıcak bir gün arefesinde herşey toz duman iken birbirini andırmayan günler yaşıyordu .Kızın adı da Eylül dü.Eylül çok acılar yaşamış,tüm acılarını okuma ilim hırsına bırakmıştı.Her şey senaryo gibiydi hayatında.Bir yandan ilim okuyordu bir yandan hayata dokunuyordu.Her şey bir hıdırellez günü dilek ağacına yaptığı dua ile dileğe dönüşmüştü.Dileği şu idi'Allahım aşkından yanmak istiyorum'.Çok yanlış bir duaydı belki ama bilemedi o an için doğruluğunu.Açık olan bir kız olmasına rağmen ertesi gün kapandı ve yeni hayatına tamamen farklı bir imaj ile girdi.Görünmeyen dünyayay adadı kendini.İbadette dibe vurmalar,oruçlar,esmalar,zikirler,osmanlıca ,arapça eserler bir çok şeyi aynı anda öğrenmeye çalışıyordu.Günler günleri kovalıyordu.O ise kendini kovalıyordu ve arıyordu.Bu acı hayatın ortasında tutunacağı tek dal olan Allahın ipine islama dimdik sarılmaktı dileği.Günlerce yoğun çalışmalar gezmeler okumalar bünyesini gün be gün eritiyordu.Üst ...

ACI HAYATIN EŞİĞİ

Hayat mı acı biz mi acıtıyoruz?Bazen insan kendi hayatını karartır.O yüzden yaşarken çok kararsız anlarımız olur.Biz hayata ne veriyoruz bazen hayat bizden neleri alıyor?bu sorular cevapsız kalır.Bazen daha fazla gelir herşey,yüzüne bakmak istemez yaşam.Hayatın bize verdiği anlam azalınca her şey ağır gelir.Deli gibi bağırmak istersin,hayatının kaçınılmaz gerçeklerini görmek uzun ömür imtihanla geçer. Acıdan geçmeyen hayat biraz eksiktir.Tam oldum diyemezsin ölmek demektir.Bu hayatın tablosunu elindeki boya fırçalarıyla tamamlamaya çalışırken hayatın maceraya döner.Renkler konuşur,sen susarsın.Acı tatlı her bir eşikten seslenir sana. Bazen dip yaparsın bazen tavan yapar duygular.Ama aslolan dengeli duygu eşiğinde kalabilmektir.Her duygu yaşanmadıkça içerde birikir.Bunu bir esere dönüştürerek haykırmak gerek bazen.İçin yanar,duyguların kanar.Sen bütün olanları izlersin sadece.Dudakların gülmeyi unutur,sevmek ister,kalbin acılardan kaçmak ister.Gönül aynanı bulup kanatlanmak lazım.Hay...

Ayrılık

Her ayrılıkta bir öz biter,bir göz başlar.Bu hayatın vazgeçilmezi ne varsa her an sınavdayız.Her şey içerde derinlerde yaşanırken,her şey kor gibi yakar gönlünü.Yürekteki gönül yarasını söndürecek çok az ilaç vardır.O da gönlün kendisidir.Hep en derinden yanarız.Kişilik mi dişilik mi?diye sorarasak dişiler duygularıyla erkekler daha çok mantıklarıyla yaşarlar ayrılıkları.Belli olan gerçeklik içerden gelen gözyaşının namlunun en ucundaki kurşun gibi olmasıdır biraz.Her ayrılık sonunda oluşan bir meyve vardır.Bu gönül meyvesinin adı sabırdır,zamandır.İlaç olabilmek acılara zordur,ilacı zamandır.Karşılıklı olmayan sevgilerin sonu bazen yakın bazen uzaktır.Ayrılık meyvesi çok acıdır ama insanı dirilten acılar insanı daha güçlü ve daha olgun yapar.Her mevsim bir yaşansada bahar ayrılıkta çok kez yaşanır.Gözyaşları yağmur gibi damlar insanın gözünden.Mum yanar,dibine ışık vermez.Güzel olan her şey gizli kalır ayrılık penceresinde.Her şeye karışan bir olmada savaşan gönüller ...

AY IŞIĞIM

Yıllardır aradım Neredeydin ey sevgili Ömre değersin Hayalime yetersin Bu ne keder Mutluluk ederimsin İki sözün arasında Her anın ortasındasın Gözyaşımdaki sevinçsin Ecel mi ecir mi Belli ki de herşeysin Ömrüme değeceksin Ay ışığımsın Gönül aşığımsın Canımın parçasısın İyi ki Varsın

AŞKA AŞIK OLMAK

 İnsan ruhu sonsuzdan beri arayış içindedir.Nasıl bir insan susuz yaşayamazsa aşksız da yaşayamaz.Dansın ,şansın armonisi aşkın gizemi içinde saklıdır.Öyle bir an ki geçip gitse de akıl hep bu durumda kalbin önünde eğilmek ister.İnsan kendi aşkına kavuşursa susuzluğu da biter.Delilik ve velilik nasıl bir çizgi ile ayrılırsa aşksız ruhlar da mutsuzdur.Geleceğe hep endişeyle bakarlar.İlk önce kendimizi aydınlatırsak kendimize olan aşkımızla yoldakilere de ışık oluruz.Aydınlanma ile aşk ile yaşamak insanı ölümsüzlük iksirine kavuşturur.Onu bulunca başka bir şey istemiyor insan.Adımıza yaşatılan bu hayatta her şeyi çözmek bizim elimizde.Aşk yaşanırsa insanı bütününe sarmalı yarım bırakmamalı .Nasıl bir aşk ise sonuna kadar o yolda olmalı,sadık olmalı,fedakar olmalı aşık insan.İnanarak yaşanılan hayatta mutsuz olunmaz kolay kolay.O yüzden aşkı aşk gibi yaşamak da bize bağlı aşkı şizofren yapmak da bizim elimizde.Parçalarımızı toplayarak yaşanmalı,dağıtarak yaşanmamalı... Ömürlük hayatım...

SAYILAR VE SİMYASI

SAYILAR VE SİMYASI İlk insanların adlandıramadıkları ve nedenlerini bilemedikleri olay ve olgulara mistik yaklaşımları gibi(şimşek,yağmur,yıldırım vb)güneşin doğması ve batması ,ve hatta doğum ve olaylarını tabiatüstü ele almış,kutsallık atfetmiş,korkmuş,tanrısallaştırmıştı. Ancak binlerce yıl sonra bu olay ve olguların mantıkla bilimle de bir yorumunu yapmıştır.Tabiatüstü ele almaktan çıkarmıştır.Metafizikle ele almaya çalıştığımız birçok olay ve olguyu da insanoğlu binlerce yıl doğaüstü gördü ve mantıkla da bir açıklamasının mümkünlüğüne erişemedi.Çünkü insanoğlunun bilgisi ve algısı sınırlıydı.Kendisini bulma yolunu daha tamamlamaıştı. Sınırlı ve kısıtlı görebildiğini mutlak doğru kabul ediyordu.Evrenin sınırsız kanunlarından habersizdi. Şu anda yaşamakta olduğumuz covid-19 süreci ile insanlar masumiyet -bilgi çağına giriş yaptı.Görünen güçlerin dünyayı yönettiği sanılırken görünmeyen güçlerle hepimiz virüs sayesinde karşı karşıya kaldık.Virüsün insanlık için çok önemli bir mesajı v...

SUYUN MUCİZESİ

SUYUN MUCİZESİ     Evrenin yüzde sekseni su,vücudumuzun yüzde yetmişi sudur.Vücudumuzu dört element hava,toprak,su ve ateş oluşturur.Su bilinci,hava ise üst bilinci temsil eder.Genetik kodlar,çocukluktan gelen bilgiler,dosyalar,travmalar su içinde kayıt halinde kalır.Akciğerlerde annenin kanıyla beslenen bebek su içinden maddesel dünyaya gelir.Bilinçaltı kayıtları çok önemlidir.Ve yüzde doksan beşi hayatımıza yansıyor.Hayatımızda iş,ev,aşk her türlü alana intikal eder.Sudan gelen frekanslarla yaşam sınavına giriyoruz.Duygusal çatışmalar bitmezse geri bildirimler oluşur.Bunun sonucunda hastalıklar oluşur.Su bütün bilgileri kaydeder.Biz ne kaydedersek su da onu kaydedediyor. Bilim her daim suyun mucizesini çözmekle uğraşmıştır.Su ile ilgili bir çok deneyler yapılmıştır.Suya güzel sözler söylendiğinde güzel kristaller oluşur,kötü sözler söylenince kötü şekiller kullanmıştır.Bakteriyel silah yapmaya kadar su kullanılmıştır.Suda hiç bir şey olmasa bile yoğunlaştırılarak su zehirlen...

UYANIŞ

UYANIŞ    Doğum,ölüm ve cinsellik anında vücuttan yayılan hormon aynıdır.Uyanış gerçekliktir.Ölüm yokoluş mu başkalaşma mıdır?Bu sorular hep yıllarca araştırılmıştır.Her gün binlerce bilgi gün yüzüne çıkıyor.Gerçek uyanış insanın kendini özünü bilmesidir.Ne istediğini bilen kendini gerçekleştiren insandır.Korkulardan,endişelerden,yanılgılardan kurtulmak insanın hayatına açtığı kapılardır.Tasavvufta bir hadis vardır:'ölmeden önce ölün'.İnsanlar bir uykudadır ölmeden önce ölün demek ölmeden önce uyanın demektir.Bunu başaranlar vardır.Ölmeden önce bu dünyanın oyun ve eğlence alanı olduğunu bilen vardır.Ama bu noktaya kendiliğinden gelinmiyor.Dünya perspektifini anlamaya başlayınca ölüm çok normal geliyor.Ölüm geçmiş ve gelecek yanılgısından kurtulup anda kalmayı başarabilmektir.Geçişlere her an hazır olmaktır.Her an yaşanacak bir elbise değişikliğidir ölüm.Ölüm ve uyku kardeştir.İnsan uykudan korkar mı?İşte bu uyku ile uyanıklık arasındaki döngüyü çözmek uyanıştır.Ölen kişi bir ç...

ŞEFKAT VE ANNELİK

ANNELİK VE ŞEFKAT       Annelik dişil enerjinin en kutsal olduğu noktadır.Anne demek rahimiyet enerjisinin rahmanlığını dengelemesidir.Anne çocuk ilişkisi karşılıklı değildir.Koşulsuz kabul demektir.Bir şelale nasıl yukarıdan aşağı akarsa annelik sevgisi de her an yukarıdan aşağıya akar.Karşılık beklemez.Kendiliğinden olur,çaba gerektirmez.Cennet anaların ayağı altındadır sözü boşuna değildir.Her şeyin bir hikmeti vardır.Annelik emektir,bekleyiştir,sabırdır,şefkattir.Aşk sonucunda oluşan bebek olunca şefkat duygusu oluşur.Şefkat duygusu aşk duygusundan daha yüksek frekanstadır.Şefkat olunca vicdan olur,sabır olur,kabul olur.Varoluşunun bir mucizesi olarak senden bir parça sana ayine olur.     Annelik çocukları özlemekle başlar.Özlem duygusu gelişir.Bebek doğunca annesi ile ilk bağını kurar.Tüm dış dünyayı anne kokusuyla anne dokusuyla tanımaya başlar.O kutsal duygu annelik duygusunu yaşayan insan ölümsüz duyguya ilk adımı atmış olur.Bebek annesinin ilk izlenimle...

MUTLU OLMA SANATI

MUTLU OLMA SANATI   Hayat akışkandır.Güzel frekanslar ile güne başlamak gerekir.Öncelik sağlıktır her zaman.En büyük servet sağlıktır.Bu varlığa ulaşan kimsenin darlığı kalmaz.İçimizde koskocaman bir yer var.Evrenler sayısız sonsuz yaratılmıştır.Her yaradılan yaradanın mucizesini içinde taşır.Önemli olan bu bakış açısına sahip olmaktır.Her şeyi Yüce yaradan ahseni takvime göre yaratmıştır.Her şeye bu şükranla bakarsak hayatımız şeker tadında olur.Her güne yeni bir gülümseme ile başlamalı.Sağlık ile o güne çıkabilmek nasip olduğu için.İnsan hayatında her an değişimler yaşar.Mutlu olmak için her an kapımızda mucizeler hazır bekler.Önemli olan biz bu noktada olabilmemizdir.Yani sıfır noktasında kalabilmektir.İnsanlar dünyaya geldiğinde saldırganlık ve ego içgüdüleriyle oluşurlar.Önemli olan bu özelliklerimizden sıyrılarak hayata koyulabilmemizdir. Kul olmadan kül olunmaz,kül olmadan gül olunmaz.Her şey zamanla oluşur.Zamanı gelmeden açan çiçek koku vermez. Kendimizi affetmeyi biliyors...

DİNLER TARİHİ

DİNLER TARİHİ           Zebur Mezamirleri anlatır.Davud'un Tanrı'ya yakarışını anlatır.Tevrat İbranice Torah sözcüğününün Arapça biçiminin Türkçe'ye uyarlanışıdır. İbranice 'öğretme,gösterme,yönlendirme,öğreti,yasa'anlamına gelir.Hristiyanlık Tevrat'ı ve Tanah'ın diğer kitaplarını kutsal kabul eder,ancak Tanrı'nın İsa vasıtasıyla yeni bir ahit getirdiğini kabul eder.            Kuran'da geçen Tevrat lafzı,sadece Musa Aleyhisselam'a verilmiş kitabı tanımlayan bir isim değildir.Bu lafız,Musa da dahil olmak üzere İsrailoğullarına gönderilen nebilere verilen kitapların genel adıdır.Tevrat kelimesi Kuran'da daima 'tevriyye' şeklinde yazılmakta fakat 'Tevrat'şeklinde telaffuz edilmektedir. Kuran'daki Tevrat lafzının harfleri'ya'harfi dışında ,İbranicedeki Torah ile bire bir aynıdır.İbranice'deki Torah 'kanun,yasa,ilke,öğreti,doktrin'anlamına gelir. Kuran'a göre Tevrat İbrahim ve Yakup Aleyhisselam'dan...
SESİN BÜYÜSÜ    Her şey inançtır,inandığın gerçekliğindir. Programlarımız kelimelere dönüşür.Ağzımızdan çıkan sesler nefesimiz sonucunda inançlarımız ile olaylara dönüşür. Her şey bizde gizli.Ağzımızdan çıkan kelimeler kaderimizdir.Hayatımızdaki korku kalıplarımız inanç kalıplarımız neyse hayatımıza onu çekeriz. Her şey ilahi plandaki yasaya göre işler.Kendimizi kandırabiliriz ama ilahi yasayı asla kandıramayız.Bu yüzden düşüncelerimiz duygulara,duygular davranışlarımıza dönüşür.Bu yüzden dışarının değişmesini beklememeliyiz. Başınıza her ne geldiyse kendi ellerinizle işlediklerinizden geldi der.Yani her şey dönüşümdür.İnsanlar ihtiyacı var sanıyorlar kişisel gelişim kurslarına gidiyor.Sonra bir şey değişmiyor ya da değişmedi diye yakınıyorlar.Burada amaç gelişmek değil dönüşmektir. Her şey önce içimizde başlar sonra da dönüşüm inancımıza göre kelimeler vasıtasıyla gelişir.Aldığımız eğitimlerden sonraki kullanılan olumlamalar araçtır.Amaç yani niyet öz değişmemişse kelimelerle...

EVREN VE KADER

               Kuran evreni inceleyerek Allah'ın daha iyi tanımlanacağını gösterir.İlk bilim insanı İbni Heysem Kuran ve bilimle ilgilenmiştir.Ayrıca görüşünü şöyle ifade etmiştir:'Ben gürekli bilgi ve gerçeğin peşinde koştum ve Allah'ın ihtişamına ve yakınlığına erişiebilmek için gerçekle bilgiden daha iyi bir yol olmadığına inandım'der.Natüralist varlık dünya görüşüne göre dünyayı inceleyecek hiç bir husus yoktur.Dünyada herhangi bir karşılığı olsa da olmasa da evreni incelemek değerli bir varlıktır.               Bilimsel uğraşla para kazanmayı hedefleyen gruplar bu görüşe ışık tutmaz.Kendini taniyan biri ve evreni de tanır.İnsanın evreni tanıması için üş şart vardır.Birincisi evren rasyonel ve anlaşılır olmalıdır.İkincisi İnsan zihni evren hakkında doğru bilgilere ulaşabilir.Üçüncüsü evrenin özellikleri keşfedilebilir.Dördüncüsü doğa yasaları evrenseldir.Evreni incelemek değerlidir.Evren hakkında bilgi elde e...

ÇEKİM YASASI

                                                      ÇEKİM YASASI                              İnsan hayatında istekler sınırsızdır.Hayatımızda en önemli öncelikle ihtiyaçlarımızın karşılanmasıdır.İhtiyaçlardan sonraki kısım istek ve dileklerden oluşur.Her şey vakti saati gelince olur.Bir tohumun ağaç olması için önce dikmek sonra toprakla örtmek sonra sulamak sonra beklemek gerekir.Hiç bir isteğimizin bir anda olmasını beklememeliyiz.İstekler kalplere ve niyetlere göre değişir.Önce isteğimizi güzel bir niyete dönüştürmeliyiz.Niyet ve istek farkı :istekler daha çok arzu ve dileklere bağlı ama niyet ise daha çok kararlılık ve irade gerektirir.Niyet daha çok eyleme yöneliktir.Niyetten sonra adım atmak gerekir.Koyduğun hedeflere dikkat edersin.İstek boyutunda kalırsa eksik olur.Geçm...

DÜŞÜNÜRLÜK ÇİÇEĞİ

                                    DÜŞÜNÜRLÜK ÇİÇEĞİ                          Ölümsüz çiçeklerden,                          Ekin toprağıma,                         Yeşersin ve bu canlılığınla                         Bilim kurgulasın,                         Susuz verimsiz topraklardan                          Sevgi ekmek isteyen,                        Boş,bilinçsiz tutsaklara,                         Ya...

ÖLÜM KORKUSU

                                                ÖLÜM KORKUSU                                     Bütün olmak için insanın dengede kalması lazım.Çağlar boyunca tez ve anti tez hep birlikte üretilmiştir.Kadın eksiktir kadın erkeğe muhtaçtır şeklinde bilgiler yanlıştır.Ruhu besleyen sevgiyi tüm canlılar istiyor.Bir şeyi öğrenmek istiyorsak zıttıyla birlikte öğrenelim ki dengede idrakte kalalım.Dogmatik,fanatik olmak tüm inançlara aykırı bir kavramdır. Dış içten beslenir,iç dıştan beslenmez.Bu yüzden kendi merkezimizi şüphe üstünden oluşturursak bulduğumuz gerçektir.Sonuç nasıl sebepten oluşursa yaşam da ölümle iç içedir.O yüzden ölüm öğrenilmiş bir korkudur.Hadis te ne eder'Her nefis ölümü tadacaktır'.Ayrıca hadiste der ki 'Ölmeden önce ölünüz'.Yani bu dünyada ölüm korkusundan kurt...

YOL

Resim
                                              YOL                   Hayatın kendisi bir yoldur.Bu yolda irili ufaklı taşlar çıkar karşımıza.Bu yolculuk dikenlidir.Dikeni bazen kendimiz çıkarırız bazen de bir başkasının çıkarmasını bekleriz.Yol en yapamam dediğin anda karşına en tehlikeli olayları çıkartabilir.Bu yolda olmak keyiflidir.Yolun başı da belli değildir ,sonu da belli değildir.Bu  yola çıkmamızın amacı genelde neden var olduğumuz ve bu dünyaya neden geldiğimiz sorularının cevaplarını bulmaktır.Bu yolda karşımıza çıkan çoğu kişi bizim için hayatta ya öğretmendir ya öğrencidir.Saydam olarak çıktığımız yolda değişik duraklar ve almamız gereken dersler vardır.Dur durak bilmeden gittiğimiz uzun yolda önemli olan dinlenmek, demlenmektir. Aynı yolda olmayı seçen insanlar çeşitli vesilelerle hayatın belli yerlerinde fark...