SUYUN MUCİZESİ

SUYUN MUCİZESİ
    Evrenin yüzde sekseni su,vücudumuzun yüzde yetmişi sudur.Vücudumuzu dört element hava,toprak,su ve ateş oluşturur.Su bilinci,hava ise üst bilinci temsil eder.Genetik kodlar,çocukluktan gelen bilgiler,dosyalar,travmalar su içinde kayıt halinde kalır.Akciğerlerde annenin kanıyla beslenen bebek su içinden maddesel dünyaya gelir.Bilinçaltı kayıtları çok önemlidir.Ve yüzde doksan beşi hayatımıza yansıyor.Hayatımızda iş,ev,aşk her türlü alana intikal eder.Sudan gelen frekanslarla yaşam sınavına giriyoruz.Duygusal çatışmalar bitmezse geri bildirimler oluşur.Bunun sonucunda hastalıklar oluşur.Su bütün bilgileri kaydeder.Biz ne kaydedersek su da onu kaydedediyor. Bilim her daim suyun mucizesini çözmekle uğraşmıştır.Su ile ilgili bir çok deneyler yapılmıştır.Suya güzel sözler söylendiğinde güzel kristaller oluşur,kötü sözler söylenince kötü şekiller kullanmıştır.Bakteriyel silah yapmaya kadar su kullanılmıştır.Suda hiç bir şey olmasa bile yoğunlaştırılarak su zehirlenmesi yaşanabilir.Eski insanlar hep suya dua okuyarak hastalara içirirlermiş. yani kadim insanlar da bu sırrı bilerek bu bilgiyi kullanmıştır. Morfogenetik alanında kütlesel bilinç vardır.Kollektif bilinci oluşturan ana kayıt yerleridir su.Suyu zehirlemek için illa ki zehir koymamak gerekir,zehir frekansını kodlayarak da su içilince zehirleme su özelliğine sahiptir. Enformatik su bilgi yüklenmiş sudur.Bir damlaya bilgi yükleyip bir damacanaya dökersek bir damacana su da aynı bilgiye sahip olur.Fransız bilim adamları bu konularda çok araştırmalar yapmıştır.Nasrettin Hocanın gölü mayalama hikayesinde de bu sır vardır.Ağzımızdan çıkan her kelime bir frekanstır ve bu frekanslar direk suya kayıt olur.Güneş ışığı ile beslenen suyun rengi bile farklı olur.Ölü gıdalarla beslenirsek cildimiz kararır.Cilt rengi de beslenme ve canlı gıdalar tüketmek ile de alakalıdır.Frekanslar evimizdeki çiçeklere,hayvanlara oturduğumuz eşyaya bile yansır.Evde cenaze olunca o su da içilmemelidir. Dna ve hücrelerin enerjisini içtiğimiz su etkiler.Suyun kirlenmesi korku frekansı ile de olur.
        Evlerimizde içtiğimiz su bile bekletilmiş su olmamalı.Şifalı su neden şifalıdır?Enerjisi daha yüksek olduğu için su bu özellik gösterir.Su en büyük bilgiye sahip bilge mucizevi bir şeydir. Mevlütlerde okunan dualı sular da bu ilime dayanarak gerçekleşir.Sular doğal yerinden aktığı kadar saf değildir.Örneğin Brezilya ve Venezuela arasında bir dağ 40 bin misli bir enerjiye sahiptir. Zemzem suyunun da enerjisi bu derece yüksektir.Bu yüksek enerjili suyu içince insan daha güçlü daha sağlıklı olabilir.Bazı böbrek taşını düşüren sular da bu şekilde su üzerinden şifalanma gücü ile alakalıdır.Vücudumuzdaki sistem zorlanırsa blokajlar tıkanırsa bu sigortalar açılmalıdır.Su ne kadar akışkan hale gelirse enerji alanlarımız da o kadar temizlenmiş olur.Bağışıklık sistemimiz daha güçlü oluruz ve genç kalırız.Ebedi gençlik bu düşünce gücüyle ve suyun mucizevi sırrıyla alakalıdır.Büyük Tufandan sonra ilk kalan zeytin ağacında da bu sır vardır.Zeytin ağacı bin yıl yaşar.Zeytin ağacı taşlık ve kayalık yerlerde de yetişir.Kuranda da zeytin ve incir üzerine yemin edilmiştir.Zeytin de mucizevi önemli sırlı bir bitkidir.
          Yaşadığımız tüm hastalıkların en önemli nedeni korkulardır.Bu korkular toplum öğretilerinden oluşan bilinç altı kayıtlardır.Kişinin bilinçaltı temizliğini yapması için suyu kodlayarak bilinçaltını da kodlayabiliriz. Diyelim ki bu zamanda babana bile güvenmeyeceksin kodunu suya yüklersek o şekilde bilinçaltı kayıt kaybolur.Bilinçaltı arınma detoks yapma gibi su ile suyun mucizesini bilerek şifalanmaktır. Hücresel kayıtlar çok önemlidir.Frekans çok önemlidir.Frekans da sahip olduğumuz bilinçaltı kayıtlardır.Fizikte bir yasa var bir bilginin frekansının tersi yüklenirse suya ancak o zaman bilinçaltı kayıt kaybolur.Bunun dışında başka hiç bir yöntem yoktur.Frekans tedavisi çok önemlidir.Ama bunun kökten temizliği insanın o hale gelmesi ile ilgilidir.
        Bilinçaltını kontrol etmek duygularımızla alakalıdır.Gerçek hastalıklar böyle oluşur.Duygularımızın idaresini başkaları yaparsa bu kontrolsüz hücre bölünmesine kadar götürür insanı.Buna da tıp dilinde kanser diyoruz.
              İlişkilerde de bu duygu kontrolleri çok önemlidir.Bir insan biriyle evlenemeden önce kendiyle evlenmeli.Böyle ilişkilerde paylaşım ve kontroller dengeli olur.İlişkide dengesizliği yaratan insanın içindeki değersizlik korkusudur.Bu korku insanın ezilmesine yol açar.Bu yüzden her şeyin özünde insanın kendini sevmesi bulunur.
             Kanser korkulacak bir hastalık değildir.O bölgedeki hücre çoğalmasıdır.Bunun için beyindeki embriyolojik çalışmalar ile bu bölgeye sebep veren duygusal çatışma bitirilir.Sonra da o bölgedeki hücre bölünmesi engellenir.İlgili ünite kişide önce tesbit edilir.Kişi bunu sır olarak görüp paylaşmazsa duygusal çatışma bitmez.Ancak buranın çözümlenmesi için kişinin önce durumu kabullenip sonra da paylaşıma açık olması gerekir.Ancak bu durumda kişiye yardımcı olunabilir,kişi hastalıktan kurtulabilir.
             Vücudumuzdaki her hücrenin beyinle bağlantısı vardır.Çok yoğun çatışmalar yaşayan kişiler kendini çaresiz gördüklerinde şok etkisiyle bağışıklık sistemini düşürürler.Bu çatışma bitince çalışmalar ile kişinin iyileşme dönemi başlar.Kişi sükünet haline geçmediği sürece iyileşme başlamaz.İlk iyileşme esnasında kanamalar,ağrılar gözlemlenebilir. Tiroidal rahatsızlıklar kendini ifade edemeyen kişilerde görülür.Yani her hastalığın temelinde yatan bir psikolojik düşünce yatar.Bu konuda doktorlar da çok önemlidir.Karşı tarafa verdiği inanç çok önemlidir.Yeni çağ bilinci ile bu eksiklik tıp alanında giderilmelidir.İşin ruh kısmı yüzde doksan dokuzdur.Bedensel alanda çok ilerdeyiz.Ama çoğu insan bu duygusal travmaları atlatamadığı için iyileşme sürecine kolay giremiyor.Bu bütünselliğin hepsinde su alanı etkilidir.Tıp kadar alternatif tıp da önemlidir.Ya bilim ya din değil aslında her şey bir bütündür.Her olayı açıklarken görülen olaylar kadar görülmeyen alanlar da idrak edilsin ki bu dualite çözülsün.Bilim ve ilim kardeştir.O yüzden her zaman bütünün hayrına olacak şekilde sıfır noktasında kalmalıyız. Kuantumu bilmeliyiz.Yunus Emreler yıllar önce bu idrakle yaşamışlar atom ve boşluk bunlar bilinmeli ki hiçlik ve heplik noktaları anlaşılsın.Ruh ,zihin,beden bir bütündür.Ve bu bütünsel denge düşünülerek idrak gücüne ulaşılmalıdır.İnsanlar robot haline geldi,üretilen robotlar belki bizim biz olmamızı hatırlatır.Robot halinden kurtulalım.Çipler zaten duygularımıza takılmış ve çok azımız farkındayız.
      

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SEMBOLLER,SAYILAR VE HARFLER

KENDİNİ TANIMA SANATI

ÖZDEĞİŞİM