BİR EYLÜL MESELESİ

Hayatta sayılı günlerden biriydi.Eylülün sıcak bir gün arefesinde herşey toz duman iken birbirini andırmayan günler yaşıyordu .Kızın adı da Eylül dü.Eylül çok acılar yaşamış,tüm acılarını okuma ilim hırsına bırakmıştı.Her şey senaryo gibiydi hayatında.Bir yandan ilim okuyordu bir yandan hayata dokunuyordu.Her şey bir hıdırellez günü dilek ağacına yaptığı dua ile dileğe dönüşmüştü.Dileği şu idi'Allahım aşkından yanmak istiyorum'.Çok yanlış bir duaydı belki ama bilemedi o an için doğruluğunu.Açık olan bir kız olmasına rağmen ertesi gün kapandı ve yeni hayatına tamamen farklı bir imaj ile girdi.Görünmeyen dünyayay adadı kendini.İbadette dibe vurmalar,oruçlar,esmalar,zikirler,osmanlıca ,arapça eserler bir çok şeyi aynı anda öğrenmeye çalışıyordu.Günler günleri kovalıyordu.O ise kendini kovalıyordu ve arıyordu.Bu acı hayatın ortasında tutunacağı tek dal olan Allahın ipine islama dimdik sarılmaktı dileği.Günlerce yoğun çalışmalar gezmeler okumalar bünyesini gün be gün eritiyordu.Üst üste oruçlar tutuyordu,sabaha kadar ibadet yapıyordu.Hem bedensel hem de ulvi konulara meyledip uyku oruçları tutuyordu. Hayatta her şeyin bir dönüm noktası vardır.Hayat herşeyin bittiği anda başlar ya da başladığı anda biter.Kendine gelir bazen insan yanımda...Hayat insanı farkettiği andan başlar.Büyü gibi büyüyen yalnızlığın ortasında çığ gibidir hayat.Her şey bir anda başlar ve saşladığı yere hasret kalırsın.Sakin dingin görünen ruhunun içinde öyle büyük fırtınalar vardı ki her şey sanki yerinden oynuyacak gibi oluyordu.Yaşadıklarının etkisi altında bazen çok eziliyordu Eylül.En büyük direnci ilme olan aşkıydı.Öylesine derin acıları vardı ki gün yüzüne çıkaramadığı o yaşasa da ömrü yetecek miydi acaba yapmak istediklerine. Eylül kendi halinde bazen de içinde fırtınalar kopan bir kızdı.Onun hayatında en önemli olan şey görünmeyen gizemli şeyleri araştırmaktı.Bu yolda kendini mutlu hissediyordu.Dönemde en ünlü camileri.müzeleri,türbeleri hep geziyor,araştırıyor ve dua ediyordu.Kendini bu tarz yerleri araştırınca mutlu hissediyordu.Tüketmeden çok üretme yanlısıydı.Bu yolda ilerlerken karşısına çok zorlu yollar çıksa da o inatla bu yolda yürümekten mutluydu.Yaşadığı her olaydan kendine bir ders çıkarıyordu.Bazen çok mutlu bazen çok mutsuz olsa da içindeki duyguların peşinden yılmıyordu.Aşk üç çeşittir.Bedensel,ruhsal ve ilahi aşk.O kendini ilahi aşka bulmaya adamıştı.Her yeni güne yeni bir umutla bakmaktan vazgeçmiyordu.Belki yalnızdı ama ümitliydi.Zaten insanlar hayalleri kadar yaşar.Hayalleri olmayan kişilerin yaşam süreleri sınırlı kalır.Bu yüzden yılmadan hayallerimizin peşinden koşmalıyız.Kalp en hassas organımızdır.O yüzden gittiğimiz yolda elimizden geldikçe istikrarlı olmalıyız.Hayatta hiçbir şey bizden kıymetli değildir.Eylül hayatta tesadüf değil tevafukların yaşandığına inanıyordu.O yüzden kendisi de bir Mevlana aşığıydı.O yüzden onun büyük oğlu da 17 Aralık doğumluydu.Hayatın içinde yaşadığı olaylarda hep kırmamaya çalışırdı.Ama istemeden bir gün kriz geçirdi Eylül.28 Eylülde yaşadı ilk atağını ve hastanede ona bipolar duygu durumu bozukluğu teşhisini koydular.Belli bir süre tedavi gördükten sonra tedavi bitti.İlk defa üç gün üst üste süren nefes alma zorluğu onu çok zorladı.Bu atağın en zorlu kısmıydı yaşadığı.Bu yüzden ısrarlı değil istikrarlı olmak lazım yaşarken.Her şeyin fazlası dibine yani insanın kendine zarar verir. En kötü olan insanın yaşarken bazı şeylerin kıymetini anlamamsıdır.Ne zaman kaybedersek o zaman kıymetini anlıyor insan.Baen şarkılar bazen rüyalar bazen de hayaller tercüman olur.Niyetlerimiz çok önemlidir hayat akışında.İnsan yaptığı bir işte bütünün hayrına niyet edip sabırla beklemeyi o kapıda istikrar ile durmayı bilmeli.Ne zaman bir şeyi çok istesek olmaz.Akışına bırakmayı öğrenmeli insan.Kopan bir dal nasıl solarsa biz de ilahi sevgi olmadan yaşamayız.Kopan dal gibi solarız.Kendimizi sevmeliyiz,yabancı olmamalıyız.Eylül kızın sınavı her geçen gün ardı ardına devam ediyordu.Kendisi üç üniversite mezunuydu.Kimya öğretmenliği,kamu yönetimi ve ilahiyat fakültesini bitirmişti.İlk önce beş yıllık memurluk hayataı oldu sonrasında asıl mesleği olan kimya öğretmenliğine geçti.Zaman hızla akmaya devam ederken her yolda farklı bir ışıkla işaretle karşılaşıyordu.Bazen boynu bükük bazen dirençli olduğu günlerde kendini mücadelesini hiç bırakmadı.Çünkü bırakırsa düşeceğini biliyordu.Ama bu hayatta düşenin dostu olmaz.Bunun da bil fiil farkındaydı.O yüzden ilim çin de de olsa gidiniz hadisi gibi almadığı kaynak kalmadı okumak için.Marifetname,Malakat,İbni Arabi eserleri ,risaleler,Kuranı Kerim tefsiri çok inceleyerek okuduğu kaynaklar arasındaydı.Hayatta her şeyin bir imkan olduğu imkansızlığın da olduğu unutulmamalıdır.O yüzden her zaman inadına mücadele içinde yaşamaya devam ediyordu. İmkanları kendi kanından alan Eylül gün be gün inziva şeklinde yaşadığı hayatta eriyordu.Kimseyle paylaşımı yoktu belki bu dönemde.Her şey bir şeye dönüşür belki diye günlerce sabırla bekledi.Elbet bir gün yaşadığı acılardan sonra bir tat alacağını bekliyordu.Her gecenin bir sabahı vardır.En büyük hayali dünyayı gezmekti.Ama yaşadığı fırsatları değerlendirererk ancak bu hayalini kısmen gerçekleştiriyordu.Yavru vatan a gitti.Oraya hayran kaldıktan sonra Yunan adalarına da hayran kaldı.Kendini aşmak için her yolculukta farklı bir keyif alıyordu.Almanya,Belçika,Hollanda,Dubai,Batum gibi değişik yerleri görme fırsatı oldu.Her gittiği ülkeye farklı bir özlemle gidiyordu ve farklılıkları gördüğünde daha da mutlu oluyordu. İnsanı insan anlar.An içinde yaşadığı hayatta her anın kıymetini bilmeliyiz.Başı ve sonu belli olan hayatımızın orta kısmının keyfini çıkarmalıyız.Ölüm yokoluş değil başlangıçtır.Her bitiş bir başlangıçtır sonuçta.Eylül yaşadıkça olgunlaşıyordu ve daha da güçleniyordu acıları yaşadıkça.Her hayatta yaşanan hayatta bir dönüm noktası vardır. Eylül acılara direnerek yaşamaya devam ediyordu.Kah geziyor kah araştırmalar yapıyor kendine ait olan yolculukta ilerliyordu.Derin gizemli bilgileri gün be gün araştırıyordu.Diken takılnca ayağına çıkarıp tekrar yılmadan yürüyordu.Çünkü bu yolda düşerse onu tutacak olan yoktu.Bunun kendisi farkındaydı.Günler günleri kovalarken Eylül kendini arıyordu.Her yaşadığı olaydan bir ders çıkarıyordu.Haliyle halden hale geçişler yaşıyordu.Tutunduğu dal islam yani teslimiyet bilinciydi.Küçük olaylar karşısına çok büyük anlamlar yüklememeliydi.Çünkü zaman öyle hızlı akıyor ki umutlu anlarda bu hızın önü kesilemiyordu.En büyük serveti ilme olan büyülü aşkıydı.O esrarlı bilgilerin peşindeydi hep.Hayatta hiç yılmadan dua ve sebatla ilerlemek gerekiyordu Eylül bazen çok sessiz bazen de çok deli dolu biriydi.Ayrılıp bir gün bu dünyadan göçüp gidince ardında güzel bir isim ve eserler bırakmak istiyordu Eylül.Bu hayattaki en büyük isteği öldükten sonra anılacak eser bırakmasıydı.Zaman ilerliyor o hayallerine tutunuyordu.Her yaşadığı günü hayatının son günüymüş gibi yaşamak istiyordu. Eylül günlerden en çok perşembeyi seviyordu.Her perşembe kendisi ve insanlık için küçük hayırlar yapıyordu.Arada bazen cami ve türbeleri ziyaret ediyordu huzur bulmak için.Bazen de mezarlıkları ziyaret ediyordu.Farklı işler de yapıyordu.Çocukları çok seviyordu.Arada bazen çocuk esirgeme kurumuna da gidip çocukları sevindiriyordu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SEMBOLLER,SAYILAR VE HARFLER

KENDİNİ TANIMA SANATI

ÖZDEĞİŞİM