DOĞAL DENGENİN AKIŞI

             
                  Hayat bazen çok kısa,bazen de çok uzun gibi gelir.Neden?Güzellikler var,yaşanacak yaşamaya değer güzel anlar var iken,akan zaman bir türlü yetişemiyoruz.Neden?Çünkü doğal dengenin akışına kapılamıyoruz. Yaşamımızın bir yerlerindeki tıkanıklıklar bu döngüyü yaşamamıza engel oluyor.Kaygılarımız,endişelerimiz,bitmek bilmeyen dağınıklıklarımız bizim hep zamana odaklanmamızı engeller.Bize gelen tüm yaralar yar'dandır; yaradandandır. Sezen Aksu ne der şarkısında 'Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş'. Her şey O'nun izniyle olur tüm alemde.Bazı ağaçlar yapraklarını kendiliğinden döker,bazı ağaçlar vurularak yapraklarını ve meyvelerini döker.İnsanlarda böyledir.Her insanın doğasında özünde acı çekmek vardır.Çektiğimiz her acı bizim daha güçlü doğmamızı sağlar.

              Hayatın dengesini en çok yaşam şeklimiz,hayallerimiz,amaçlarımız belirler. Var olmanın amacı kim olduğumuzu tanımaktır. Sonra ikinci aşama neden var olduğumuzu amacımızı anlamaktır.Bu iki soruyu cevaplayarak her güne başlar isek ideallerimize kolay kavuşuruz.Kendi zirvemizi oluşturmadan merkezi amacımızdan hiç sapmamalıyız.Zirvelerin yolu vadilerden geçer.Biz amaçlarımızı yapmaya kalkışınca ilk darbe yakın çevremizden gelir.Onlar bizi kaile almaz,önce dalga geçerler.Biz ise bu süreçte yılmadan pes etmeden dimdik amaçlarımızın arkasında durmalıyız.Dişimizi kıran durmalıyız.pirinç siyah pirinç değildir,beyaz renge en yakın olandır.Bir işe kalkışınca en büyük darbe yakınlardan gelir,buna hazır olmalıyız.Ağacı kesen baltanın sapı da ağaçtır.Çevremize faydalı olamazsak kendimize faydalı olamayız.Gerçek servetimiz aldıklarımız değil verdiklerimizdir. Sevgi de böyledir alış veriş değil;veriş alıştır.Yani doğal dengenin akışı için merkezde olmalıyız. Auramızı ,enerjimizi,frekansımızı uyum ve ritm içinde kontrolü bizde kalarak çalışmalarımızı yapmalıyız.
              Evrende  her şey bir ahenk uyum içinde dans ederek yaşar.Bir tane taşı bile yerinden oynatmamak lazım doğal şartlarda.Biz ise toplum olarak ne yapıyoruz,arazileri ormanları yakıyoruz,denizleri kum dolduruyoruz;doğadan çalıyoruz doğal dengeyi bozuyoruz.Doğal dengede bunu düzene sokmak için depremler,virüs vb afetler salgınlar oluşturarak doğadan çaldığını geri alıyor.
           Doğal dengemiz içeride nasılsa dışarıda da öyle olur.Yani frekanslarımız içten dışa doğru açılır.Önce birey olarak kendi doğamızı sonra da tüm evrenin doğasını korumak için en önemli değerlerimizi koruyalım.Doğal dengenin akışına katkıda bulunmak için çam ağaçları dikelim.Kendimiz için değil tüm insanlık için yapalım.Her insan içinde bir evren taşır.Bu evrenimiz ve biz iç içeyiz;ayrılık gayrılık yoktur. Her şey bir şeyin,bir şey her şeyin sonucudur.O yüzden karmalarımızı temizlemek tüm insanlığa katkıda bulunmak için kıyamet kopuyor dahil olsa elimizdeki ağacı dikmeliyiz.Çam ağacı 12 ay yeşil kalır ve bizim akibetimiz için çok büyük önem taşır.


              Hayat iletişimden oluşur.Vücudumuzda iki hücre arasındaki iletişim ise ışık ile olur.Protein temelli hücrelere bilgi gelir.Vücudumuz likit kristalden oluşur.Hücreler arası iletişimde sorun yaşanırsa hastalık oluşur.Hastalık kişinin özünü tanımamasından oluşur.Hastalık aslında definedir.Vücudunda dinlemediğin sesini duymanı sağlar.Kendinle olan iletişim eksikliğinde kişi kendini sevmez.Kendini sevmeyen kişi başkalarını da kolay kolay sevmez.Böylece bedeninde ve hayatında doğal denge bozulur.Kontrol mekanizması kendinden çıkar.Başka kurumlara ve desteklere ihtiyaç duyar.Doktora gider.Doktordaki tedavinin dörtte üçünü iletişim  oluşturur.Kişinin inanç sistemi plasebo etkisi kullanılır.Aslında hastalık yoktur;anlamlandırılamayan düşünce vardır.Bu da kanda farklı tekniklerle kişiden istenir. MR Cihazlarına en çok sahip ülkelerden biriyiz.Hastalık bilinmezse vücut onu kendi kendine onarabilir.Ama tanı konduktan sonra kişinin stres düzeyi ve hayata olan tutumuna göre iyileşme süresi oluşur.Yani doğal dengemizi düşüncelerimizi kontrol ederek sağlayabilecek düzeyde iken kendi iplerimizi başkasının eline veririz.

              Hastalıklar ve ölüm bağırsaklardan başlar.Bağırsaklar ikinci beynimizdir.Hayat korkunun bittiği yerde başlar.Ne kadar çok hasta olmaktan korkarsak o kadar çok hastalanırız.Düşünce sistemiyle kırık omurgaların bile iyileştiği çok kişiye şahit oldum.Düşünce sistemimizi düzgün kullanarak tüm hastalıklardan iyileşebiliriz. Çünkü iyileşme demek özdenetim demektir, özgüven demektir.Özünü seven tanıyan üst bilincini kullanarak alt bilinç düzeyinde oluşan hastalıklardan kurtulur.Doğal dengemizin akışını bilmek kendi doğamızı bilmekten geçer.Doğasını bilen doğaldır.Ortalama bir hayatın dengesinde optimum düzeyde yaşar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SEMBOLLER,SAYILAR VE HARFLER

KENDİNİ TANIMA SANATI

ÖZDEĞİŞİM